31 Mart 2017 Cuma

Anadolu Üniversitesi'nden Açık Kütüphane Uygulaması


Günümüz bilgi çağında en bilgiye en çabuk sürede ulaşmak ilk hedeflerden biri bu bağlamda Anadolu Üniversitesi ''Açık kütüphane'' uygulamasını geliştirdi.
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminin son dönemlerde sunduğu yeni olanaklardan biri olan “Açık Kütüphane” hizmeti sayesinde 1980’lerin sonundan günümüze kadar kurumun sahip olduğu arşiv, dijital ortamda kullanıcılara açtı.
Kitap, makale, tez, proje, televizyon yayınları gibi pek çok materyali içeren zengin arşivi ile “Açıköğretimin Hafızası” olarak nitelendirilen “Açık Kütüphane” ile görüşlerini dile getiren Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, “1980’lerden günümüze, işletme, iktisat, hukuk, botanik, coğrafya, yabancı diller, sağlık bilimleri vb. pek çok farklı alanda üretilen kitapların çevrim içi formlarına erişilebilen kütüphane, aynı zamanda ‘Açık Sınıf’ kapsamında üretilen tüm videolara erişim sağlamaktadır. Bu imkânı tüm öğrencilerimiz ve öğretim elemanlarımızın kullanımına sunmamın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
"acikkutuphane.anadolu.edu.tr"  adresinden içeriklere ulaşabilirsiniz.

30 Mart 2017 Perşembe

Battlerite İncelemesi



Battlerite oyunun tanımlamak gerekirse: battlerite moba değildir diyorlar ve bence de mantıklı bir tanım bu. oyunda fight - combat çoğunluklu bir mekanizma söz konusu. dota'daki bo3 tipinde en çok 5 round sürebilecek şekilde bir maç yapıyorsunuz. şu an amacıyla 20 hero var. (champion deniyor oyunda gerçi) bu hero'lardan bazıları melee bazıları range bazıları da support kategorisinde ayrılmış şekildeler. item sistemi şu an amacıyla oyunu oynadıkça belirli görevleri yerine getirdikçe vs. gelen chest'leri açmak suretiye işliyor. gold ve silver olmak üzere iki tür chest bulunmakta. aynı şekilde para sunarak ya da oyun içi biriktirdiğimiz gold'lar ile chest alabiliyor, aynı şekilde tekrar oyun içersinde biriktirdiğimiz token'lar ile de direkt olarak item satın alabiliyoruz. benim şuandan bolca "epic" item'ım oldu diyebilirim. şimdilik öyle ahım şahım item'lar yok ama gelmeye devam edecektir diye düşünüyorum.




oyunun arayüzü eksik geldi bana şu an amacıyla ama gelişen zamanlarda muhakkak gelişecektir. esasen bunun oynanışa bir tesiri yok. oynanış moba'lara aşina arkadaşlar amacıyla kısa sürede kavranacaktır diye düşünüyorum. oynanış izometrik olmasına karşın haritada hareket etmek amacıyla klavye kullanıyoruz. yani tıklayarak hareket etmece yok. bu hal başta biraz "acaba?" dedirtmiş olsa da bana sonradan hemencecik alışınca gerçekte tıklayarak oynamanın nerdeyse imkânsız olma ihtimalini de düşünmeye başladım. tekrar de bir alternatif olarak bunun sunulması taraftarıyım.



oyunda mmr sistemi var. grade şeklinde adlandırılıyor ve 5 - 15 arası değişiyor. ilk olarak kalibrasyon maçları yapıyoruz grade 5'e kadar. bu hal da bilhassa win aldığımız maçlara göre hızlanabiliyor. ancak grade'ler arası geçiş öylece süratli değil. örnek olarak ben grade 7 açtığım hesabımda maç kazandıkça belli puanlar almaktayım. bu puanlar -10 - 30 gibi değişen puanlar ve bir üst grade'e çıkabilmek amacıyla topladığınız puanların gereken eşiği geçmesi gerekiyor. 1500 puana ulaştığımda grade 8 olacağım örnek olarak ve ben şu an 1300 puan civarlarındayım. aynı şekilde bir grade aşağıya düşmek de mümkün. çünkü oyun kaybettiğinizde puan da kaybedebiliyorsunuz ve belli bir eşiğin altına kanaat bir alt grade'e düşüyorsunuz. kaybettiğiniz ya da kazandığınız puanlar ise sizin ve karşı tarafın toplam puanlarının karşılaştırılmasıyla birlikte oynayışınıza da bağlı. aynı vakitte puan kazanırken ya da kaybederken takımınızdaki diğer oyuncularla tamamiyle eşit puan kazanmak ya da kaybetmek gibi bir sabitlik yok. herkes biraz kendine göre yitiriyor ya da kazanıyor yani. ilaveten unranked maç diye bir şey yok. her oyunda bir puan alma verme söz konusu.


benim şimdilik izlenimlerim oyunun gerçekte efsane keyifli ve tryharder olmaya uygun olduğu. combat'ler olağanüstü zevkli, hele bir de hero'ları ve mekaniği azıcık kavramışsanız çok ama çok zevkli. önerim oyunun şu an satın alınmasıdır ama tabii ki kendi bileceğiniz iş. bu arada 2 v2 ya da 3 v 3 alternatiflerinin yanısıra vs ai ve training gibi modlar da mevcut.

şimdilik hiçbir bug bozukluğu yaşamadım şahit olmadım. ilaveten şayet ki oyundan birisi düşerse ya da bağlanamazsa oyun otomatik olarak gözüküyor ve 15 saniye bekliyor. sonrasında bu beklemeyi durdurabiliyor ya da devam ettirebiliyorsunuz. şayet oyuncu gelmezse oyun düşüyor. konuşmak gereken bir diğer konu da queue time'ı yani maç arama zamanının gerektiğince kısa olması. bir maç bulmak 10 saniyeyi geçmiyor genelde.

bence şu an amacıyla bir iki skill dışında çooook "op" hero yok diyebilirim, ama bir "pearl" gerçeği var ki kendisi support olmasına karşın iyi kullanılınca olağanüstü derecede etkili. 2 defa core'um ölmüşken 2 core'a karşı epic defans yaparak oyun almışlığım var. o hero biraz kuvvetli diyebiliriz ama genel olarak oynanışı bozacak kadar sorun yaratan bir hero yok diyebilirim. oran olarak dengeli bir yapıda.

28 Mart 2017 Salı

Mafia III İnceleme

İki  saat boyunca oynadım bu da esasen ''asıl öykünün'' başlaması amacıyla arkadasında bıraktığımız vakit yani mevzuya giriş alanı iki saatinizi alıyor.
Gördüğüm en iyi öykü anlatımı,sinematikler ve müzikler bu oyunda desem abartmış olmam.
Ne bir çökme ne bir bug ile karşılaştım oyun gayet güzel çalışıyor.Bu oyunu tam manasıyla tanım etmek lüzum görülürse adamlar mafya serisine yakışır ''filim'' gibi bir oyun yapmışlar,abartmıyorum husus cidden çok iyi karakter mükemmel hiçbir karakter öylesine eklenmemiş oyuna her karakterin ayrı bir kişiliği var.Film vari anlatım tipine hiç girmiyorum mükemmel olmuş.
Gelelim işin oynanış alanına.Mekanikler çok iyi,araba sürüşü GTA 5 ile nerdeyse aynı yani gayet tatmin edici esasen tatmin olmayan varsa adamlar ayarlara araba sürüşü amacıyla ''simülasyon'' alternatifi koymuş dileyen onu aktif edip daha da gerçekçi bi tecrübe elde edebilir.Vuruş hissi ve silahlar şaşırtıcı gayet iyi.Grafikler çok güzel göze batan hiçbir absürtlük yok devresi çok iyi yansıtmışlar,atmosfer mükemmel.Müziklere gelirsek tam da beklediğim gibi 10 üzerin 10 adamlar devresi resmen yaşatıyorlar seçtikleri müzik parçalarıyla.
Şu anda oyunda problem olarak sayabileceğim tek şey 30 FPS kilitli olması ama emin olun ilk 20 dakikadan sonra 30 FPS olup olmadığını bile anlamıyorsunuz akıyor oyun.Ayrıca firma bu hafta sonu bi patch yayınlayıp 30 FPS kilidini kaldıracaklarını esasen açıkladı.Yani bunu da problem olarak sayamayız.Kısaca mafya serisini seven herkese şiddetle öneriyorum.Olumsuz yorumlara aldanmayın,olumsuz yorum yazan kitle tamamiyle kafayı FPS seviyesi ile bozmuş PC bebeleri.Sırf hususu ve sinematikleri amacıyla bile alınıp oynanır.GTA ile kıyaslamak istemiyorum ama öykü olarak ve sunuş olarak GTA bu oyunun yanısıra çocuk oyuncağı gibi kalıyor.
Bu arada sistemim GTX970,i7 işlemci,16 GB ram...

Yok dost olmamış bu oyun cidden kötü.Birbirinin benzeri görevleri yine yine gerçekleştirmekten gına geldi.Hikaye güzel devam edeyim diyorum ama görevler o kadar sıradan ve birbirini yine eden yapıda ki öyküyi unutuyorsunuz.Oyunu GTA'ya benzeteyim derken Mafia ruhuna tecavüz etmişler.Görev mantığı şu;bi bölge bu bölümde 2 ya da 3 alt kademe mafya liderinin teğmeni var bunları ya öldürüyorsunuz yada kendi çetenize katıyorsunuz bunu bölgeyi ele geçirene kadar bi 6 kere falan yapıyorsunuz tüm teğmenleri kendi çetenize kattığınızda ya da öldürdüğünüzde asıl boss meydana çıkıyor o boss'u öldürmek asıl gaye öykü o vakit ilerliyor yalnızca o bosslar öyküyle ilgili zira birtek o bossları öldürdüğümüz görevlerde mekanlar ve müzikler değişik...Diğer alt kademe bossları öldürmemiz tamamiyle oyunun vakitını uzatma hedefli yapılmış lüzumsuz birbirini yine eden görevler...Cidden üzüldüm bu tür olmasına sırf öyküyi devam ettirmek amacıyla kendimi zorlayarak oynamaya devam ediyorum.Oyun şu durumuyla tam manasıyla Assasin's Creed Syndicate'e benziyor hem de nerdeyse benzeri o oyunda da bölge ele geçirip asıl boss'u meydana çıkarana kadar birbirini yine eden görevler yapıyorduk bu oyunda tamamiyle o mantığa göre tasarım edilmiş.Ulan Mafia serisini biz öykü görevleri amacıyla oynuyorduk be o yüzden sevdik ne diye saçma sapan Ubisoft vari sıkıcı görevler koyup hususyu uzatmak amacıyla ucuz yollara başvurdunuz ki? Ne lüzum vardı yani.Oynanış olarak hala çok zevkli bi oyun ama dediğim gibi görevler kalitesiz.Konu güzel ses güzel grafikler eh işte kıvamında hem de birtakım yerlerde Playstation 2 mi oynuyorum lan ben diyebilirsiniz kaplamalar o kadar berbat oluyor.İndirimdeyken alın oynayın şu durumuyla en çok 40 lira eder bu oyun.

Watch_Dogs 2 İnceleme

PS4'de günlerce sıkılmadan oynamıştım. Geçenlerde gene bitirmiştim yinede 60 FPS oynamak amacıyla PC'ye de aldım.
Optimize iyi yapılmış  PC'de rastgele bi problem yok GTX 970 ile ultra da çok rahat akıyor oyun.
Son senelerde çıkmış en iyi açık dünya oyunu hem de bence GTA 5'den bile kat kat keyifli ve kaliteli bi oyun.
Hikaye modu olsun,karakterleri olsun,yan görevleri olsun,grafikleri olsun,detayları olsun,görevlerde sunmuş olduğu istiklal olsun aslında 10 üzerinden 10 anlatılmaz yaşanır alın oynayın.
İlk birkaç saat kontrolleri çözmekle uğraşacaksınız kontrolleri çözdükten sonra ve lüzumlu skilleri aldıktan sonra haritada yapamayacağınız manyaklık yok,düşmanlar çocuk oyuncağı oluyor yanınızda.
Görev bölgesine ismimınızı atmadan sırf Drone ile gidip vazifiyeti bitirebileceğiniz manyak bir oyun Watch Dogs 2.İster saklı gidin,ister ismimınızı bile atmadan hack yapa yapa gidin,istersenizd e alın elinize grenade launcher'a patlata patlata gidin size kalmış.
Bu arada kesinlikle yan görevleri yapın çok keyifli yan görevler var.Harita ağzına kadar dolu ismim başı exprience puanı ismim başı skill key'i var tabi her birini alabilmek en az 5-10 dakika sürüyor bu bile tek başına oyun sürenizi baya uzatır.
Multiplayer'da bilhassa Hacking İnvasion benim favorim başkalarının oyununa girip onlara gözükmeden datalarını çalabilmek falan çok keyifli bi nevi yeni kuşak saklambaç :D
10/10 Mutlaka alın oynayın Ubisoft hatalarından ders almış bu sefer.

The Witcher 3: Wild Hunt İnceleme

Doksanlardan bu yana oyun oynarım.Oyun konsolları almış çıkan oyunların yüzde doksanını bitirmiş oyun kültürü çok iyi olan biri olarak söylüyorum ki bu oyun gelmiş işlemiş en iyi bir numaralı oyundur iki numaralı en iyi oyunsa The Last Of Us'dır.3 kere PS4'de bitirdim yetmedi yeni sistem topladım birde PC grafikleriyle bi 3 kere de PC'de bitirdim ve her oynayışımda değişik şeyler buldum oyunda o derece alternatifi bol gidişatı tek düze olmayan bir oyun.Adamlar resmen üşenmemiş her detayı ince ince düşünmüşler.Mesela bu oyunu oynadıktan sonra başka açık dünya oyunlarında yan görevler size o kadar sıkıcı istikbal ki tekrar açıp Witcher 3 oynamak isteyeceksiniz.Witcher 3'ü bitirdikten sonra başka oyunların ana ve yan görevleri o kadar sıkıcı istikbal ki anlatamam.

En iyi tarafları

+Filmlere taş çıkartan hikayesi
+Monitörün amacıylae girip otlarda koşturmak istemenize sebebiyet verecek kadar canlı ve güzel grafikleri
+Görünce aşık olabileceğiniz kadar gerçekçi karakterler ve etkileşimleri.
+Yüzlerce uygulanabilecek yan görev
+Seçimlere göre değişen değişik değişik hikayeleri keşfetmenizi gerçekleştiren Quest sistemi.
+Her biri resmen değişik birer oyun olan DLC paketleri.(DLC demek ayıp bence ayrı oyun onların hepsi o derece büyük içerikler)
+Geralt,Ciri,Yennefer,Triss gibi efsane karakterler
+Oynarken klavyeyi bırakıp evin içersinde halay çekmek istemenize sebep olacak kadar güzel müzikleri.(iTunes'tan alın dinleyin derim)
+Her ne kadar 1 sene sonra gelmiş olsa da Türkçe dil desteği de PC oyunculuğu amacıyla bir artıdır bence.

NieR:Automata™ İnceleme




Piyasadaki oyunlara göre çok güzel bir oyun olmuş. İlk playstation 4'e alayım dedim malum PC'de optimizasyon sorunları oluyor fazlası oyunun sonra boşver çok kötüyse iade ederim deyip PC'ye aldım oyun indi çalıştırdım 4 saat oynamışım...PC'de her bireyin şikayet ettiği ''Tam ekran modunda çözünürlük sorunu'' amacıyla Google'da ufak bir tetkik ile 10 mb'lık bir dosya var onu bulup indirip oyunun kurulu bulunduğu klasöre atarsanız hiçbir sorun kalmıyor 1080p bir şekilde tam ekran oynayabilirsiniz oyunu.i7 prosedürcü , gtx 970 ekran kartıyla tüm ayarlar ultrada 40 - 60 FPS arası rahat bir şekilde oynuyorum oyun genel olarak 60'a yakın çalışıyor ki oyunun tavsiye edilen sistemi 980 bende 970 ile bu oranda oynayabiliyorum problemsiz gözü rahatsız edecek FPS düşmeleri olmadan.Kısaca oyunun optimizasyonu güzel.Karakter animasyonları çok iyi grafiklero yönden çok başarılı,atmosfer efsane tek sorun etraf grafikleri biraz günümüzün arkasında ama onuda bir yerden sonra çok takmıyorsunuz zira öykü efsane güzel.Oyunun en kuvvetli bulunduğu yönü senaryosu, karakter diyalogları çok iyi yazılmış oyunun kendisine has espri zihniyeti var insanı baya güldürüyor.Şu anda öykü o kadar iyi gidiyor ki 4 saat nasıl işlemiş anlamadım.Bunların dışında her RPG'de bulunduğu gibi Quest sistemi var.Çeşitli yan ve ana görevleri açık dünyada tamamlıyorsunuz.İtem alıp item satabiliyorsunuz.Silahlarınızı ve karakterinizi dilediğiniz yönde geliştirebiliyorsunuz yapacak birsürü şey var gördüğüm kadarıyla.Kesinlikle devamı yapılacaktır bu oyunun şuandan belli adamlar tek oyunla bitirmezler bu öyküyi.Eğer Japon kafasıyla yapılmış oyunları seviyorsanız,bilim kompu öykülerinden ve animelerden hoşlanıyorsanız tam sizlik bu oyun.Kolay bir oyun değil bu arada gayet zor bir oyun örnek oyunda auto save yok save istasyonlarını kendiniz açmanız lazım.Eğer oyunda ölürseniz tüm upgradelerinizi kaybediyorsunuz,öldüğünüz yere gidip aynı Dark Soulsta bulunduğu gibi cesedenizden itemelrinizi almanız gerekiyor.Nier cidden çok değişik bir oyunun ilk kısmını bitirir bitirmez daha evvelce oynadığınız hiçbir oyuna benzemediğini anlıyorsunuz.Son olarak değinmek istediğim bir hususta müzikler! Oyunun müzikleri Witcher 3'den bu yana gördüğüm en iyi müzikler.Soundtrack albümünü ilaveten satın alıp dinlemek lazım o derece güzel müzikleri var oyunun.Fiyatı yüksek ama hak eder şu haliyle.Alın oynayın.Ayrıca 2B'nin (Yönettiğimiz karakter)  hatrı amacıyla bile alınır bu oyun 

Dead Effect İnceleme

Ortalamanın üstünde olan grafikleri var. Oynanış tarzı klasik. Q ve E tuşları sağa sola direkt döndürüyor. Buna alışmalı veya kullanmamalısınız. Oyunda 3 farklı mod var;

Senaryo Modu: Klasik
Surviver Modu: Toplamda 12 harita var ve seçip bunlardan oynuyorsunuz. Zorluğa nazaran verilen dakikada ölmemeye çalışıyorsunuz.
Biohazard Modu: Part şeklinde 5'li 10'lu gibi yaratıkları üzerinize salıyorlar ve partlar bitince bölüm sonlanmış oluyor.
Görevleri tek tek de oynamak mümkün.
Silah seçeneği çok olduğu benzer biçimde silahlar ve öteki muhimmatlarınız için upgrade sistemi var. Oyun içi toplamış olduğunız ve kazanmış olduğunuz paralar ile bunlar gerçekleştirilebiliyor lakin her silah için 5 farklı upgrade seçeneği ve seçenek başına 5 aşama olan upgrade sisteminin kademe başına yüksek para istemesi kısa devam eden görevlerde kazandığınız paralarla sizi mecvuren tek silah üzerine yoğunlaştırıyor. Oyun içi zombi kestikçe rastgele çıkan gold barları biriktirerek bir kaç silah almak mümkün doğal olarak.
Oyunda aslına bakarsak genel olarak bakarsak ciddi eksiklikler var. Bölüm şeklinde devam eden( bir bölüm max 5-10 dakika sürüyor.) kısa devam eden senaryo, ağır vasıta zombivari dönüşmüş insanoğlu ve yaratıklar ve bir de seslendirmeler oldukca amatör. Müzikler sizi oyunda tutuyor fakat yaratıkların yavaşlığı ve sizi çok zorlamaması birazcık hazzınızı kaçırıyor.
Easy Modda oldukca basit olan oyun Hard Mod ile bi tık üstüne çıkıyor. Mod bitirildikçe Mod+ olarak devam edebiliyorsunuz.
Başarımlar ve bölüm içi başarı yüzdesi tamamlama zorlaştırılmış. Kim bilir kısa olan oyun senaristliğinin ve oynanışın uzatılması sağlanmak istenmiş.

Herşeye karşın benim için indirimde ucuz ve hoşuma giden bir oyun oldu. Tonla kötü olan oyunların yanında tavsiye olarak eveti hakediyor.

The Last Night Mary İnceleme




Başarılı çizimleri var.  Oyunda müzikler atmosferi güzel yansıtmış. Rahat ipuçları, rahat bulmacalar, kolay başarımlar ve farklı oyun sonları. En büyük eksi yönü oyun süresi 30 dakika civarında sonlanıyor. Farklı oyun sonları için yeniden oynamak size kalmış. Kısa olması beni tatmin etmedi. Bu tarz oyunlar genelde 1-2 saat içinde bitirme süresi oluyor. Sayfadaki oyun görüntülerine bakarsanız, tüm oyun sahnelerini görürsünüz aslına bakarsan. Oyun onlardan ibaret. Seslendirmenin ingilizce olmaması da oyunu biraz baltalamış.
Uzun lafın kısası ne oldu bitti demeden oyun sonlanıyor ve farklı sonlar için sizi yeniden oynamaya teşvik ediyor. Güzel çizimli, sürdürülebilir hikayeli ve atmosferli güzelim oyunu kısa süresiyle harcamışlar. Bu haliyle 40-50 kuruş olsaydı oyunu herkese tavsiye ederdim. Farklı sonda oyun bitirmeyle uğraşmak ve başarımları tamamlamak isteyenler için, kartları da olan İndirimde alınabilecek bir oyun.

Penumbra: Overture İnceleme





Penumbra: Overture ve Penumbra: Black Plague oynamış olanlar atmosferin, gerilimin, görevlerin ve bulmacaların standartların üstünde ve başarılı olduğunu söyleyeceklerdir. Önceki oyunları başarılı yapan şeyler bunlardı. Ama Requiem'de serinin bu son düzlüğünde bunların kırıntıları serpiştirilmiş ve korku-gerilim yok edilmiş. Penumbra'yı herkesin oynamasını sağlayan şeyler sürükleyicilik ve akıcılık bitirilerek, serinin gerçek anlamda sonu getirilmiş.


Requim'de görevimiz vasat ve basen sıkcı bulmacaları çözüp bir portalı açmak ve bulunduğunuz yerden kurtulup, portala girip başka bölümlere geçmek. Gerilimin ve korkunun baş harflerinin dahi bulunmadığı, herhangi bir yaratığın ya da aksiyonun var olmadığı sıradan bulmacalı macera oyunu konseptine bürünmüş. Eğer bitirebilirseniz, oyun alternatif 2 sonla tamamlanıyor ve bu sonlar tüm oyunda yaptıklarınıza göre şekillenmiyor. Son bölüm sonunda alternatif seçim size bırakılmış.


Bunların dışında eski oyunlardan kalma gizli nesneler bu oyuna da getirilmiş. Her bölümde gizli antika nesneler bulunuyor ve bunları tamamlarsanız oyunun sonunda bazı ekstralar kazanıyorsunuz.


Requiem'in grafiklerinde de diğer oyunlardan farklı ne bir özel efekt ne de bir yenilik gözümüze çarpmıyor.


Dört nala koşarken, ilk iki oyunda bunca başarı ve fan yakalamışken son düzlükte tökezlemesi benim gibi Penumbra fanları hariç diğer oyuncuları tatmin etmeyecektir. Hikayenin sonunu merak edenler, seriyi bitirmek isteyenler, oyunun fanları ve bulmacalı oyun oynamak isteyenler için hiç bir tepki vermeden oynayabileceğiniz ve büyük ihtimal tat almayacağınız bir seri sonu oyunu. Artı ve eksileri tartıldığında sadece bu oyun için olumsuz bir çıkarım yapabiliyorum. Fakat genele baktığımda fanı olduğum bir serinin son oyunu olduğu için diğer oyunların ihtişamı ve referansıyla sadece fanları için olumlu not veriyorum.

This War Of Mine İnceleme



Savaş oyunlarında amacımız çoğu zaman, teknolojiden oluşmuş silahlarla veya eski çağ savaş oyunlarında ki gibi kılıç kalkanla her zaman düşmanı öldürmek, toprak kazanmak vs. olmuştur. Kısacası her zaman belirli bir amaç uğruna düşmanı öldürmek olmuştur. Bazen terörist, bazen asker ve bazen komutan olup ordularımızla yedi düvele nam saldık, önümüze geleni katlettik. İliklerimize kadar şiddeti, hırsı, toprak sahibi olma hazzını yaşadık. Peki, hiç bu savaşları yaparken, bu savaşlara hiç katılmayan ya da savaş ortamında cehennemi yaşayan insanların neler yaşadığını düşündünüz mü? Ya da bu insanların gözünden o dünyaya baktınız mı? This War of Mine size savaşa katılmayanlar ve kendini savaşın ortasında bulan masum insanların neler yaşadığını, nasıl zorluklara katlandığını ve asıl amacın hayatta kalmaya çalışmak olduğunu anlatan son derece özgün ve muhteşem bir yapım.

This War of Mine, 11 Bit Studios tarafından 2014 yılında yapılmış, 1992-1996 yılları arasındaki Bosna Savaşı sırasında gerçekleşen Saraybosna Kuşatması'ndan esinlenerek, savaş ortamında sivil yanlara odaklanmış, hayatta kalma temalı bir oyundur. 2D oyunda genel tabir ile savaşta harabeye dönen şehirde, kısıtlı kaynaklara ulaşmaya ve savaş bitene kadar hayatta kalmaya çalışan bir grup sivili kontrol etmeye çalışıyoruz.


Oyunda savaşta yaşanabilen oldukça sarsıcı olaylardan, hayatta kalmaya çalışan kızlara takas karşılığı tecavüz etmek isteyen kişilere, savaşı bırakıp etrafı yağmalayan askerlere, yardım konvoylarını patlatan açgözlü kişiliklere ve daha nicesine diyalog olarak yer verilmiş. Bizi en çok etkileyen noktalardan bir tanesi de dışarıya yağmalamaya çıktığımızda karşılaştığımız manzara. Yağmalamaya gittiğimiz bir evde yaşayan insanların acınacak hallerini görüyoruz. Bazen bizden korkuyorlar ya da saldırıp gitmemizi isteyebiliyorlar. Bazen de hastaneye gittiğimizde, doktorlar insanlara yardım etmeye çalışırken, biz hastaneden ya da oradaki hastalardan bir şeyler çalmaya kalkıyoruz. Hastanede "Bizden çalmaya kalkışma, biz sana yardım etmeye çalışıyoruz." gibi iç acıtan cümleler kurulurken, bazen yaşlı bir çiftin evine gittiğimizde “Bizi soymaya mı geldin?", "Çok fazla bir şeyimiz kalmadı.", "Bizi öldürecek misin?” gibi cümlelerle derinden etkileyebiliyor. Oyunu oynarken kendi kendinize soruyorsunuz "Ben ne yapıyorum?", “Bu durumda olsaydım, gerçekten bunları yapar mıydım?” Bunlar gibi saymakla bitmez düşünceleri 2d bir oyunla önümüze seren ve ahlak muhakemesi yaptıracak bir oyun. 


Oynanışa gelecek olursak. Sığındığımız ve keşfettiğimiz bir binayı, savaş bitene kadar yaşanabilir hale getirerek, zorlu kış şartlarında ısıtmaya, onarmaya çalışıyor ve diğer yağmacılardan korumaya ve korunmaya çalışıyoruz. Diğer hayatta kalma oyunlarındaki gibi yağmalama yapmamız, eşyalar yapmamız gerekiyor. Yağmalama işlerini geceleri yaparken, gündüzleri yağmalardan elde ettiğimiz araç gereç ile radyo, yatak, ocak, silah atölyesi, yemek için fare kapanı gibi eşyalarımızı yapabiliyoruz. Yapılan eşyalar yükseltilerek hayatımız için gerekli daha fazla ekipmanı yapabiliyoruz. Örneğin, sığınağımızın duvarlarını onarmak için atölyemizi yükseltmemiz gerekiyor. 


Bir karakterimizle keşfe çıkarken, bir karakteri bekçi olarak bırakabiliyor, diğerini ise dinlenmesi için uyutabiliyoruz. Hayatta kalmak için yağmalama yapan diğer insanlar da bulunmakta olduğu için bekçi bırakmamız ve binayı sağlama almamız hayati derecede önemli. Tabi bu tarz mücadeleyi siz yapmıyorsunuz. Çünkü o sırada siz yağmalamada oluyorsunuz. Yağmalamadan döndüğünde karakterimiz yorgun ve aç oluyor. Gece nöbete kalan karakterimizde yorgun oluyor. Eğer sığınağımıza bir saldırı gerçekleştiyse yaralı, sığınak çok soğuk olursa hasta da olabiliyoruz. Yemek ve sığınak ısısı oyunda oldukça önemli bir ayrıntı. Dışarıdan topladığımız soğuk veya çiğ etleri pişirmeden yediğimiz gibi ki bu hasta olmasına da sebep olabiliyor, inşa ettiğimiz mutfağımızda yemek olarak da yapabiliyoruz. Tabi suyunuz varsa suyu da kışın yaptığımız sobanın üstünde erittiğimiz karlardan, diğer zamanlarda da kurduğumuz su arıtma masasından yapabiliyoruz.


Karakterlerimizin psikolojik durumları da çok önemli bir nokta. Yağma yaparken, masum insanlara zarar verdiğimizde veya birini öldürdüğümüzde karakterin morali bozuluyor. Hatta uzun bir süre mutlu edemezsek depresyona giriyor ve karakter intihar edebiliyor. Sürekli serzenişte bulunuyor. Çok zor durumda kalmadıkça masum insanlardan bir şey çalmamak gerekiyor. Fakat bazen o kadar zor durumda kalıyoruz ki, başka çaremiz kalmıyor. Bu durumda bu kötü olayları hayatta kalma içgüdüsüyle kabul edebiliyorlar. Eğer bir karakterimiz herhangi bir sebeple ölürse, diğer karakterlerimizden bazıları artık sığınağımızda gelecek görmeyip, bizi terk edip gidebiliyor veya yeterince yardım edemediği için intihar edebiliyor.


Karakterler değişik özelliklere sahip, kimisi çok hızlı koşabilirken bir diğeri çok güçlü ve hantal olup daha fazla şey yağmalayabiliyor. Bir başkası iyi pazarlık ederken, öbürü iyi bir aşçı olabiliyor. Karakterlerin kişilikleri de farklılık gösteriyor. Morallerini düzeltmek için yaptığımız koltukta bulduğumuz kitapları kahve eşliğinde okutmamız, sigara ve içki bulup veya yapıp içirmemiz gerekiyor. Ya da oyunda ender olarak karşımıza çıkan enstrüman parçalarından müzik aleti yapmamız gerekebilir. Oyunda bitkiden ilaca, alkolden gübreye, kendinizi savunmak için kasktan, yağma yapmayı kolaylaştıran testereye, silaha ve bıçağa kadar her ihtiyacımızı yapabiliyoruz. Yaptığımız silahlar yağma yaparken işimize yaradığı gibi savunmada da hayati önem taşıyor.


Yağmadan arda kalanları, çok işimize yaramayanları ya da değerli eşyaları eve sık sık gelen seyyar bir satıcı ile veya yağmalaya gittiğimiz yerlerde çıkabilecek insanlarla, bize lazım olacak ilaç, sargı bezi, yemek, tütün gibi şeyleri takas edebiliyoruz. Bazen sigara değerli iken bazen kahve değerli olabiliyor. Sağlık gereçleri zor bulunduğu için her zaman değerlidir. Radyo dinleyerek hangi ürünlerin kıtlıkta olduğunu, savaş hakkında ki gelişmeleri dinleyebiliyor ve müzik çalabiliyoruz. Oyunda bazen çok zor seçimler yapmamız da gerekebiliyor. Bazen bir insan gelip yardım isteyebiliyor. Bunlar kötü niyetli biri ya da gerçekten muhtaç birileri de olabiliyor. Eğer yardım edersek karakterimiz o gün bizimle olmuyor ve ertesi gün bazı eşyalarla geri dönebiliyor. Başka muhtaç insanlara yardım edebildikleri için mutlu da oluyorlar. Diğer insanlara yardım etmeden önce iki kere düşünmenizde fayda var. Çünkü, zorluklar yaşayabileceğiniz ertesi günleri düşünmek zorundasınız.


Anlatılacak daha çok şey var. Eğer oynarsanız bunları sizde göreceksiniz. Diğer teknik özelliklerden müzikleri ve siyah beyaz oyun tonları, oyuna tam oturmuş ve atmosferi tamamlamış. Oynanabilirlikte gözle görülen hiç bir sıkıntı bulunmuyor. Atmosfer, diyaloglar ve hikayeler kesinlikle en başarılı olan taraf ve bizleri etkileyen baş faktörler. This War of Mine son zamanların kaçırılmaması gereken, çok farklı bir noktaya parmak basan ve herkesin en azından biraz tatması gereken bir oyun.


Unutmayın, bazı sözler vardır ki tek cümle ile bütün duyguları anlatarak en güzel şekilde ifade eder. Tıpkı oyununun başında karşımıza çıkan ekranda Ernest Hemingway’in dediği gibi. “Modern savaşta bir köpek gibi, hiç bir geçerli sebep olmadan öleceksiniz."

Blackbay Asylum İnceleme


Akıl hastanesinde günlerini dolduran Doug, üzerinde uygulanacak deneysel operasyonlara girmeden önce oyuncak ayısı Teddy'e son mektubunu yazmaktadır. O sırada hücresinin kapısının açık olduğunu farkeden komik, alaycı ve psikopat seri katilimiz Doug, yanından ayırmadığı oyuncağı Teddy'i de yanına alarak hücresinden çıkıp, hastanenin tamamen terkedildiğini farkediyor. Hastanede ne olup bittiğini anlamak için ve belki de özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak bu ilginç maceraya Doug Dunheiw’in hikâyesine atılıyoruz.

Beyninizi yoracak bulmacalar çözüp, Doug'un korkularınla yüzleşeceğiz. Bazen gerilecek, bazen korkacak ve bazende güleceğimiz, ABD'li korku yazarı ve Cthulhu Mitosu'nun yaratıcısı Howard Phillips Lovecraft ilhamlı Blackbay Asylum, macera, korku, bulmaca ve komediyi harmanlayarak değişik ve hoş bir deneyim sunmak için önümüze geliyor.

Kuşbakışı ve FPS görünümü arasında otomatik değişen oynanış ile hastaneyi kontrolü altına alan antik bir kötülüğün; gerçeklik ve rüyayı birbirine geçirdiği bir ortamda, neredeyse her objeyle etkileşime geçebiliyoruz. Basit ve kullanışlı çanta sistemiyle objeleri ve görev için lazım olacak gereçleri toplamak Doug için hiç sorun değil. 

Sempati duyduğum tek seri katil olan Doug bilgisayarlardan yere saçılmış kağıtlara, çöp kutularından çatal-bıçaklara etrafta tıklayabileceğiniz veya gözünüze çarpan her şey ile etkileşime geçip, çantanıza almayıp görev için gerekli olmasa da kendine has yorumlarını yapabiliyor.

On bölümden oluşan oyunda bir çok zihin yoran bulmaca ile zekamızı test edebilecek tuzaklar ve düşmanlarla uğraşacağız. Başaramazsak bolca kanın, insan parçalarının ve organların kullandığı oyunda kan revan içinde öleceğiz. 

Maceramız içinde hayatta kalanlarla geçen diyolaglar gerçekten özgün ve seri katilimizin yorumları olabildiğince komik. 

Doug'un günlüğüyle, oyun içerisindeki notlarla ve diyaloglarla gelişen hikaye H. P. Lovecraft’tan esinlenilince, ortaya gerçekten bir çok türün zekice ve çok güzel dozda harmanlandığı, sizi duygu karmaşasına sokacak ve ilginç bir oyun olan Blackbay Asylum'un size daha önce yaşamadığınız bir deneyim yaşatacağından eminin.

27 Mart 2017 Pazartesi

OYUN BİLGİSAYARI TOPLAMA REHBERİ (MART-2017)




Merhaba sayın okurlar. Yine oyuncular için bilgisayar toplama rehberindesiniz. Mart ayındaki yeni güncel parçalar ile yine size en yüksek seviyede paranın karşılığını alacak şekilde sistem tavsiyeleri öneriyoruz. Geçen ay ki rehberden (dilerseniz buradan geçen ayın rehberine ulaşabilirsiniz) dolar farkı pek olmasa da yine de bir düşüş yaşandı ancak bu düşük pek uzun vadede olmadı. Bu düşüş maalesef tersine dönüp çok yüksek miktarda olmasa da arttı. Ayrıca nVidia'nın yeni ekran kartını çıkarması GTX 1080,1070'in ucuzlamasına neden oldu. Böylece segmentler arası performans farkı baya bir azaldı.



Ryzen mimarili alt ve orta düzeydeki işlemcilerin piyasaya halen çıkmaması, rehberimiz de alt ve orta segmentlerdeki sistemlerde kullanmamıza engel oluyor. Ancak yüksek bütçelerde özellikle hem oyun oynayıp hemde yayın yapanlar için Ryzen kullanacağız.




Her ay söylediğimiz gibi oyun bilgisayarında en önemli parça Ekran Kartı'dır. Ayrıca seçtiğiniz her donanımın dengeli olmasını tavsiye ediyoruz.



Parçaları alırken ve toplarken yanınızda bilenin olması çok önemli!



Kasa seçiminizi size bırakıyorum. Kişisel zevklere karışmamız doğru değil ancak kalitesiz parça almaktan kaçının!



Her ay topladığımız sistemlerin fiyatları toplanan zaman dilimi içerisindeki fiyatlardır.



Ve Gelelim O Canavarlara!
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Segment 1 (2500 TL):

Intel Core i3 7100 3.9 Ghz 3 MB 1151 (stok fan var)
MSI B250M Bazooka 2133 Mhz 1151p mATX
Kingston 8GB (2x4GB) HyperX Fury DDR4 2133Mhz CL14
MSI Radeon RX460 OC 2GB 128Bit
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
Samsung Evo 750 120 GB SSD
500w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 2 (3500 TL):

MSI B250M Bazooka 2133 Mhz 1151p mATX
Intel Core i5 7400 3.0 Ghz 6 MB 1151 (stok fan var)
Kingston 16GB (2x8GB) HyperX Fury DDR4 2133Mhz CL14
MSI Radeon RX470 Gaming X 4GB 256Bit
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
Samsung Evo 750 120 GB SSD
550w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 3 (4500 TL):

WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
Asus GeForce GTX1060 ROG Strix OC 6GB 192Bit
Kingston 16GB(2x8GB) HyperX Fury 2133mhz CL14
Intel Core i5 7600 3.5 Ghz 6 MB 1151 (stok fan var)
MSI B250 Gaming M3 2133 Mhz 1151p ATX
Samsung 250GB 850 Evo SSD
600w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 4 (5500 TL):

Samsung 250GB 850 Evo SSD
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
MSI B250 Gaming M3 2133 Mhz 1151p ATX
Kingston 16GB(2x8GB) HyperX Fury 2133mhz CL14
MSI GeForce GTX1070 Gaming X 8GB 256Bit
Intel Core i7 7700 3.6 Ghz 8 MB 1151 (stok fan var)
600w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 5 (6500 TL):

Samsung 250GB 850 Evo 540/520 SSD
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
MSI B350 Tomahawk 3200MHz (OC) AM4+ ATX
Kingston 16GB(2x8GB) HyperX Savage DDR4 3000mhz CL15
MSI GEForce GTX 1080 GAMING X 8GB 256Bit
AMD Ryzen 7 1700X 3.4 Ghz 20 MB AM4
MSI Core Frozr L işlemci soğutucu
650w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 6 (7500 TL):

Samsung 250GB 850 Evo SSD
MSI X370 Xpower Gaming Titanium 3200 Mhz(OC) AM4+ ATX
MSI Core Frozr L Gaming İşlemci Soğutucusu
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
MSI GeForce GTX1080 Gaming X 8GB 256Bit
Kingston 16GB(2x8GB) HyperX Savage DDR4 3000mhz CL15
AMD Ryzen 7 1800X 3.6 Ghz 20 MB AM4
650w 80+ Bronze PSU ve Kasa


Segment 7 (8500 TL):

Samsung 250GB 850 Evo SSD
MSI X370 Xpower Gaming Titanium 3200 Mhz(OC) AM4+ ATX
MSI Core Frozr L Gaming İşlemci Soğutucusu
WD 1TB Blue 64MB 7200rpm HDD
MSI GeForce GTX1080 Ti Gaming X 11GB 352Bit
Kingston 16GB(2x8GB) HyperX Savage DDR4 3000mhz CL15
AMD Ryzen 7 1800X 3.6 Ghz 20 MB AM4
750w 80+ Bronze PSU ve Kasa




Bütçeniz daha fazla ise depolama alanını arttırabilir, işlemci soğutucusunu değiştirebilir (önerim h115i v2), ekran kartını SLI yapabilir, isterseniz de RAM'i güçlendirebilirsiniz.







Okuduğunuz için teşekkürler, sorunuz varsa yorumlara yazın. Görüşlerinizi bildirmeyi unutmayın. İyi oyunlar!



26 Mart 2017 Pazar

Dell'in Yeni $5000'lık Monitörü




Teknolojinin geliştiğini neredeyse tüm makalelerimizde vurguluyoruz. Bu monitör, 2 yıl öncesine kadar tanıtılan ''4K'' monitörün vurguladığımız teknolojinin geliştiğinin göstergesi.

CES 2017'de tanıtılan UP3218K, şimdi satışa sunuldu. Satışa sunulan monitö
rün özellikleri oyuncular için olmasa da iş için kullanacak olanların daha rahat edecekleri bilinen bir yargı.


Dell'in yeni ''8K''lık monitörü; 1300:1 kontrast oranı, 400 NIT parlaklık, 280 ppi pixel yoğunluğu, 1.07 milyar renk ve 6 MS gecikme değerine sahip olacak. Ayrıca bu monitör 2 adet DisplayPort (DP 1.4) girişine sahip. Bu DisplayPort'lar sayesinde 60Hz 8K şeklinde görüntü alınabilecek. 


Dell'in çıkardığı monitör günümüz için ''Vay be!'' dedirtse de $5000 dolar eder mi orası ayrı konu.

20 Mart 2017 Pazartesi

Kimya ve Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyleri




Kimya ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen en önemli bilim dallarından biridir. Gelişmiş ülkeler kimyasal gelişmede üst düzeye çıkmışlardır. Periyodik cetvele bakacak olursak özellikle son çıkan elementlerin hepsi gelişmiş ülkelerce bulunmuştur. Kamboçya,Gana,Zambiye göremezsiniz bırakın Afrika ülkelerini orta çaplı Avrupa ülkeleri dahi bulması çok mümkün değildir.

Kimya çok çalışma ve üst düzey birikimle meydana gelir. Birikimler başka buluşları getirir. Kimyasal buluş için alt yapı şarttır. Özellikle bu konuda üzerine düşülmesi gereken çok mesele vardır.
Ülkemizde de popüler dizi olan Breaking Bad'i hatırlayın en mükemmel karışımı yakalamak için oldukça titiz davranılması gekiyor.

14 Mart 2017 Salı

Konsol Oyuncularının Beklediği Güç: Xbox One Project Scorpio!




Teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki, oyuncular 2 sene öncesine kadar oyunları Full HD'de 60 FPS alıp oyunlarını akıcı şekilde oynamak isterken şimdi daha ötesine gidip 4K çözünürlüğünde 60 FPS'i oynayabilme şansına sahibiz. Ne kadar da sonu şimdilik maliyetli olsa da bu 4K olayının konsollara sıçraması PC ve Konsol'ların arasındaki rekabeti arttıracağını belirtisi.



Her ne kadar günümüzde, PC'de oyunları 4K seviyesinde oynamaya müsaitken 2 sene öncesine kadar çok üst düzeydeki ekran kartlarıyla ya da çoklu ekran kartlarıyla çok yüksek çözünürlüklere ulaşılabiliyordu. Tabii ki konsolların kapalı ve geliştirmeye uygun olmadığından yüksek çözünürlükte oynamanın imkanını sağlamıyordu. Şu ana kadar çıkan tüm konsolların ise, konsolların amacı ileriye dönük olmasından dolayı hiç biri 4K oynatacak seviyede değil.


Bunu fark eden Sony Türkiye için 10 Kasım'da PS4:Pro'yu piyasaya sürdü. Ancak bir eksiklik daha vardı! Bu eksiklikte hala gerçekten 4K'ya geçilememesiydi. PS4:Pro gerçekten 4K oynatmıyordu. Upscale adı verilen Full HD ve 2K'da verilen görüntüyü işleyerek 4K görüntüsü sağlıyordu. Microsoft ise ancak PS4:Slim'e denk gelen geliştirilmiş Xbox One S ile cevap verebildi. Ancak bu cevabın ardından Microsoft aynı lansmanında Project Scorpio'yu tanıtarak son darbeyi vurdu. Darbe bu dönemler için Konsolların PC'ye yaklaştığını anlamamızı gerektiren, Project Scorpio'nun önemli donanımsal değişikliklere gittiğini varsaymamızı sağladı.




Project Scorpio, gerçek anlamıyla 4K oynatabilecek ve bu üstün çözünürlükte 60 FPS'i sabitleyecek. Tabii oyuncular dilerse bu üstün gücü PS4:Pro'da olduğu gibi daha düşük çözünürlüklere alıp daha yüksek FPS alabilecek. Ancak bunu oyunların desteklemesi de ayrı söz konusu. Ayrıca 6 Teraflop GPU gücü, 320 GB/s Bellek bant genişliği ve güçlü 8 işlemciye sahip olacak Project Scorpio'nun, yeni çıkacak Vega tabanlı GPU'lardan esinleneceği söyleniyor.



Çoğu evlerde 4K televizyon bulunmasa bile yeni konsol alacaklara önerimiz Project Scorpio'dur. Bu yaza kadar bekleyebilirseniz (2017'nin yazında çıkacak) ileride çok rahat edeceksiniz. Ve Microsoft'da...

13 Mart 2017 Pazartesi

Hollanda Malı Ürünler




Hollanda’nın Türkiye aleyhine verdiği karar sonrası sosyal medyada Hollanda markalarına boykot listeleri başladı. Bir çok kullanıcı Hollanda markalarını boykot etmeye karar verdi. Peki Hollanda markaları boykot listesi nedir? Hangi markalar Hollanda’ya ilişik? İşte Hollanda markaları… Bu haberimizde Hollanda merkezli besin, giyim, elektronik, otomotiv firmalarının listesine ulaşabilirsiniz. Türkiye’de yurtsever yurttaşlar Hollanda markalarına boykot kampanyası başlattı.

12 Mart gecesi Hollanda’nın Türkiye aleyhine verdiği karar sonra Türkiye’de sosyal medyada bir çok kullancıı tarafından Hollanda’ya boykot listesi oluşturulmaya karar verdi. Peki Hollanda markaları boykot listesi nedir? Hangi markalar Hollanda’ya ilişkin? İşte Hollanda markaları…


HOLLANDA GIDA MARKALARI
Perfetti:
Şekerleme ve ciklet firması yine Hollanda merkesli bir firmadır. Markaları aşağıda verilmiştir.
Vivident, Mentos, Chupa Chups, Big Babol, Center Fresh, Broklyn
Unilever:
1930 yılında iki yahudi firması olan Hollandalı margarin üreticisi Margarine Unie ile İngiliz sabun üreticisi Lever Brothers’ın birleşmesiyle oluştu. İşte unilever firmasına ait markalar:
AXE, Becel, Cif, Domestos, Dove, Knorr, Lipton, Vaseline, Yumoş, Algida, Calve, Carte Dor, Clear, Fruttare, Max, Rinso, Cif, Elidor, Sana, OMV
Heineken (alkollü içki firması)
HOLLANDA FİNANS ŞİRKETLERİ
NN Sigorta
ING Bank
Credit Europe Bank
HOLLANDA TURİZM/TAŞIMACILIK FİRMALARI
KLM Royal Dutch Airlines
Martinair
HOLLANDA GİYİM MARKALARI
C&A : giyim perakende zinciri de yine Hollanda ülkesine ait bir markadır.
Head kayak ürünleri ve tenis raketleri
Atasun Optik Hollanda’lı GrandVısıon şirketinin  iştiraki olarak 2007 yılından beri Türkiye’de faaliyet göstermektedir.
HOLLANDA OTOMOTİV FİRMALARI
DAF Kamyon
HOLLANDA PETROL ÜRÜNLERİ
Tamoil
Shell
HOLLANDA ELEKTRONİK VE EV EŞYALARI
Philips
TomTom navigasyon cihazı

12 Mart 2017 Pazar

Ünlü Teknoloji Firması Apple Co.’ dan skandal Türkiye Kararı




Etiketler: Apple dan skandal Türkiye kararı, apple skandal garanti kararı, apple Türkiye garantisi, apple yurtduşı garantisi, apple skandal hareket, apple dan Türkiye kararı



Ünlü Teknoloji Firması Apple Co.’ dan skandal Türkiye Kararı

Amerika Birleşik Devletleri teknoloji lider firmalarından Apple Co., global yani uluslararası garanti listesinden ülkemizi çıkartmış bulunmakta. Yani yurt dışından satın alınan Apple ürünlerinin 1 yıl uluslararası garantisi Türkiye'de geçerliliğini yitirmiş durumda. Pasaportlara kayıtlı olan Apple firmasının ürünleri arızalanan şahısların, onarımları kendi şahsi ceplerinden para ödeyerek yapması gerekmekte.



Herkesin bildiği üzere Apple Co’ nun ürünleri ülkemizden satın alındığı takdirde 2 sene, yurtdışından alındığı takdirde ise 1 sene garantisi devam etmekte oluyor. Yani anlamı şu ki yurt dışından satın almış olduğunuz bir iPhone marka telefonu ülkemize getirdikten ve ardından BTK' ya IMEI numarası kaydını yaptırdıktan hemen sonrasında, küresel garanti kapsamında tam 1 sene zarfında herhangi bir arıza çıkardığında (tabii ki kişi bazlı değilyani içsel bir problem) onarım veya değişim hakkına sahip oluyorsunuz.
Ancak bu vaziyet artık yalan oldu arkadaşlar. O hepimizin vooovv dediği Apple firması hangi akla hizmetse artık, akıl almaz bir şekilde global yani uluslararası garanti listesinden Türkiye'yi yani ülkemizi çıkarmış durumda. Bu da şu demek oluyor ki arkadaşlar yurtdışından gelmiş olan pasaport kayıtlı apple iPhone telefonlar ve apple iPad tabletler artık Türkiye'de garanti kapsamında bulunmamakta.



Konu ile alakalı Apple Co. Türkiye temsilcisi ise şu açıklamada bulundu :
"Uluslararası garanti artık Türkiye'de geçerli değil. Bu konuda Apple önümüzdeki günlerde resmi açıklama yapacak ancak kullanıcıların mağdur olmaması için telefonda bu şekilde bilgi veriyoruz. Detaylar henüz belli değil ama bugün itibariyla uluslararası garantinin geçerli olmadığını söyleyebilirim."



Bu tarihten itibaren pasaport kayıtlı olan Apple Co. Firmasının cihazına sahip şahıslar, onarım, bakım vs gibi işlemleri kendi ceplerinden para ödeyerek yapmak durumunda olacak. Şimdiden geçmiş olsun diyorum. Başka bir ihtimalse onarım veya değişimi global garantinin varolduğu ülkelerde yapmak. Yani sistemi kandırmak.
Apple Co. Firmasının bu hareketi, sattıkları cihazların Türkiye'den satın alınmasını teşvik etmek amacı ile yapmış olabileceği iddialar arasında. Onu bunu bilmem de durduk yere bu hareket çok saçma...




Arkadaşlar apple co., apple iphone, apple dan skandal Türkiye kararı, apple dan skandal garanti kararı, apple dan skandal karar, apple yurtdışı garantisi adlı yazımızı okudunuz. Umarım beğenmişsinizdir.

11 Mart 2017 Cumartesi

Mükemmel Bir Kütüphane



Kitap okumak ve kitap bağımlılığı üzerine yüzlerce söz duymuş olmalısınız. Klasik cümlelerden biride ''Kitap en iyi dosttur'' cümlesidir. Kitap okumayı sevenler için mekanın pek önemi olmasa da sık kitap okumayanlar için adeta mekan okumayı sevk ettirir.İşte bu kütüphanede öyle bir yer.

Resimdeki mekan İrlanda'nın Dublin şehrinde bulunan Trinity Kütüphanesi'ne ait. İnternet ortamında yüzlerce belgesele konu olmuş bir yer burası. Upuzun koridoru adeta kendiniz kaybedeceğiniz bir ortam. Binlerce kitap mükemmel şekilde düzene sokulmuş adeta insanlardaki merak hissiyatını arttıran bir dizayn.

İçlerindeki en eski kitabı açınca sanki kimsenin bilmediği bir sırrı öğrenebilirsiniz gibi bir düşünceye itiyor. Filmlerde olur ya kahramanlar bilgileri internette aramak yerine kütüphane'deki kitaplara bakar ve aradığı şeyin sayfasını izinsiz koparır ve cebine atar.

Ülkemiz olarak ne kadar  kitap sever olmasak ta benim düşüncem etkileyici mekanlarda bulunan kitaplar kendini okutur. Dönem internet devri olsa da her şehrimize her kasabamıza kütüphaneler yapılmalı ve içleri mimari açıdan doyurucu olmalı.







10 Mart 2017 Cuma

Yemek Sepeti' nin Kuruluş Hikayesi : Nevzat Aydın' ın Hayatı

YEMEKSEPETİ’NİN KURULUŞ HİKAYESİ : Nevzat AYDIN' ın Hayatı



Yemek Sepeti hikayesi hani piyasa buna hazır mı değil mi diye düşünürken treni de bir taraftan kaçırmamanın hikayesidir. Nevzat Aydın hayatı ile yaptığı bu atılım ile sadece bizim ülkemizde değil global ekonomide de başkalarının dikkatini hızla çekmiştir. Neyse bu kadar intro yeter. İşte karşınızda yemek sepetinin hikayesi;




Nevzat Aydın, 1999’da Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinden mezun olur. Akabinde MBA yüksek lisansı için ABD’ye gider.



Aydın, San Francisco’da değişik ülke mutfaklarını inceler ve bunların sipariş yöntemlerini araştırırken kafasında bir fikir oluşur.



Nevzat Aydın, yemeksepeti sitesi fikriyle Türkiye’ye döner. Bu siteyi 2001 Ocak ayında iki ortakla beraber heniz 24 yaşında 150 bin dolar harcayarak hayata geçirir. Fakat karşılığını almanın epey bir zaman gerektirdiğini bilerek işlerin büyümesini ve Türkiye’de internetin yaygınlaşmasını sabırla beklerler.

Zaman içersinde Yemeksepeti sitesi istenilen başarıya ulaşır. Hatta o kadar başarılı olurlarki 2004, 2005 ve 2006 yılların da Altın Örümcek Web yarışmasında üst üste birincilik alırlar. Böylece Türkiye’de e-ticaret alanında yatırım yapan şirketler arasına katılırlar.



İnternet yatırımları, Türkiye’de sık sık fon yatırımları almaya başlayınca Nevzat Aydın Türkiye’nin en gözde dijital şirketlerinden birinin kurucu ortağı ve CEO’su haline gelir.


Nevzat Aydın, 2011 yılında Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde Vogue dergisi internet editörü Melis Pekand ile evlenir. Nevzat Aydın’ın düğüne özel uçak kiralayarak misafirlerini götürmesi o dönem magazin basınının en önde çıkan haberler arasında yerini alır.
yemek sepetinin hikayesi, Yemek Sepeti' nin Kuruluş Hikayesi, nevzat aydının hayatı, nevzat aydın kimdir, yemek sepeti nasıl kuruldu hakkındaki yazımızı okudunuz umarız beğenmişsinizdir. Sosyal medya hesaplarımızdan ve sitemizden bizleri takip etmeyi unutmayın... 
Sağlıcakla kalın...

9 Mart 2017 Perşembe

YAHUDİLERİN İNANILMAZ KAZANÇ POLİTİKALARI



YAHUDİLERİN KAZANÇ POLİTİKALARI
Aslında mesele burada ırkçılık yapmak değil, mesele bu adamların neden ticarette ve para kazanmada iyi olduklarını çözümlemek. İki Yahudi bir araya gelirse Şirket kurar, iki Türk bir araya gelirse Devlet kurar. Bunu Çinli amcaların söylediğini biliyor muydunuz? 
Gerçekten ticarete ve kazançlı girişimlerde bulunmaya önem göstermek lazım. Nitekim Yahudilerin uzunca bir süre ülkesiz halde yaşadıklarını ama buna rağmen en büyük firmaların, en başta bulunan büyük yatırımcıların Yahudilerden oluştuğu bir dünya düzeni var. Çalışkanlık ve matematiksel olarak kendilerini geliştirmişler. 



Peki bizim ne eksiğimiz var? Hiç. Gram eksiğimiz yok aksine fazlamız var. Ama bizde bulunan bazı bencillikler kendi içimizde bizleri mahvediyor. Neyse bu konu çok uzar o yüzden şu Yahudilerin kazanç politikalarına bir göz atalım...

1-) Yahudiler kendilerini seçilmiş zanneder ve topluma da öyle kabul ettirmek isterler.



2-) Tek başına bir kişiyle çalışmazlar. Daima ekip olarak işlerini hallederler.



3-) Yahudiler kendilerinden olana borç verirler. Ancak ihtiyaç içinde olan kendi arkadaşlarına faizsiz borç verirler. Bu da kapitalist öğretinin başka bir kuralıdır.



4-) Yahudiler gelirlerinin bir çoğunu gayrimenkule yatırmazlar. Her daim o parayı işletmeye bakarlar.



5-) Yahudilere göre gerçek zenginlik sıhhat içinde yaşamaktır. Paranın yerinin doldurulacağını ancak hayatın yerinin doldurulmayacağını düşünürler. Ayrıca eğitime çok önem verirler. Para herşey değil tam aksine onların büyümesi için ayaklarının altındaki bir yüksekliktir.




6-) Sonuç olarak Yahudilere göre ticaret “Sahip olduğunuz bir inciyi, bu inciyi isteyen birine satmak ticaret değildir. Ama sahip olmadığınız bir inciyi, bu inciyi istemeyen birine satmaktır.”


Yahudilerin inanılmaz kazanç politikaları, yahudilerin para politikaları, yahudilerin kazanç politikaları, yahudi pazarlığı, yahudilerin ticaret politikası, yahudi ticareti nedir adlı yazımızı okudunuz. Umarım beğenmişsinizdir.
Blogger Eklentileri